Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) tarafından 12–15 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlenen 11. Türkiye Balıkçılığının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı, balıkçılık sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Dört gün süren çalıştayda; balıkçılar, kooperatifler, birlikler, kamu kurumları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları Türkiye balıkçılığının mevcut durumu, yapısal sorunları ve çözüm yollarını çok yönlü biçimde ele aldı.
Çalıştayın açılışında konuşan SÜR-KOOP Genel Başkanı Ramazan Özkaya, balıkçı barınaklarının yönetimi, kooperatif yapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir balıkçılık politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Balıkçı barınaklarının, balıkçıların emeğini ve mal varlığını koruyan güvenli alanlar olması gerektiğini vurgulayan Özkaya, şeffaflık ve etkin denetime dayalı bir yönetim modeline ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Balıkçı barınaklarına yönelik artan şikâyetlere de değinen Özkaya, özellikle özel teknelerin düşük bedellerle barınaklardan yararlanmasının ciddi bir adaletsizlik yarattığını dile getirdi. Konuşmasının devamında ise kooperatiflerin genelleştirilerek zan altında bırakılmasının doğru olmadığını belirterek, yanlış uygulamalara karşı ise kesinlikle müsamaha gösterilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Ekonomik sürdürülebilirlik konusuna da dikkat çekerek, özellikle hamsi avcılığında son yıllarda yaşanan fiyat dalgalanmaları ve pazarlama sorunlarının balıkçıları zor durumda bıraktığı konusuna değindi. Yüksek av miktarlarına rağmen balıkçıların yeterli gelir elde edememesinin sektör açısından ciddi bir sorun olduğuna işaret eden Özkaya, hamsinin büyük oranda balık unu ve yağı sanayisine yönlendirilmesinin hem balıkçı refahını hem de gıda arzını olumsuz etkilediğini kaydetti.
Bu kapsamda günlük av kotası uygulamasının önemine vurgu yaparak, kota sisteminin yalnızca balık stoklarının korunması için değil, aynı zamanda piyasa dengesinin sağlanması ve balıkçının emeğinin karşılığını alabilmesi açısından da kritik bir araç olduğunu ifade etti. Günlük kota uygulamasının kararlılıkla hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, sektör olarak bu sürece destek vermeye hazır olduklarını dile getirdi.
Uzun vadede Türkiye balıkçılığında gözlenen av miktarındaki düşüşe de dikkat çeken Özkaya, sürdürülebilirlik konusunda daha kararlı adımlar atılmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Denizlerin ve balık stoklarının korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil, büyük ve küçük ölçekli tüm balıkçıların ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, gençlerin sektörden uzaklaşmasının önüne geçilmesi için balıkçılığa güven ve gelecek perspektifi kazandırılması gerektiğini ifade etti.
Endüstriyel Avcılık ve Sahadan Gelen Talepler
Çalıştayda söz alan DEM-BİR Genel Başkanı Nihat Işık, gırgır avcılığı yapan endüstriyel balıkçı filosunun sektör içindeki konumuna dikkat çekti. Türkiye’de ruhsatlı teknelerin yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturan gırgır teknelerinin, toplam avcılığın yaklaşık yüzde 80’ini gerçekleştirdiğini belirten Işık, bu filonun ülke ekonomisi, istihdam ve döviz girdisi açısından stratejik bir role sahip olduğunu söyledi.
Sahadan gelen ve çözüm bekleyen sorunlara da değinen Işık; hamsi avcılığı, günlük kota uygulaması, 24 metre tekne düzenlemeleri, balıkçı personelinin çalışma koşulları, SGK mevzuatı ve avlanma saatlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca balıkçılık faaliyetlerinde yabancı personel çalıştırılmasının belirli kurallar çerçevesinde ele alınmasının önemine vurgu yaptı.
Kamu Politikaları ve Sürdürülebilirlik
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz ise kamu yönetimi perspektifinden yürütülen balıkçılık politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkyılmaz, su ürünleri kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesinin Bakanlığın temel öncelikleri arasında yer aldığını belirtti.
Av yönetimi, kota uygulamaları ve denetim mekanizmalarına değinerek, özellikle pelajik türlerde av baskısının kontrol altına alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Denetim faaliyetlerinin teknolojik altyapı ile güçlendirildiğini kaydeden Türkyılmaz, amaçlarının cezalandırmadan ziyade kurallara uyumu artırmak olduğunu vurguladı.
Yetiştiricilik ve avcılığın birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğuna dikkat çeken Türkyılmaz, balıkçılığın gıda arzı ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından stratejik önemini koruduğunu belirtti. Alınacak kararların sahadaki gerçeklerle uyumlu olabilmesi için sektör paydaşlarıyla istişarenin sürdürüleceğini ifade etti.
Bölgesel Sorunlar ve Teknik Sunumlar
Açılış konuşmalarının ardından söz alan SÜR-KOOP Bölge Birlik Başkanları, kendi bölgelerinde karşılaşılan sorunları ve bu sorunlara ilişkin çözüm taleplerini katılımcılarla paylaştı.
Çalıştayın devamında Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Melih Er, “Türkiye’deki Balıkçı Barınakları ve Sorunları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından kooperatif başkanları ve balıkçıların yönelttiği sorular yanıtlandı.
Çalıştayın ikinci gününde düzenlenen panellerde ise Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Avcılık ve Kontrol Daire Başkanı İlhan Üze ile İstatistik ve Bilgi Sistemleri Daire Başkanı Dr. Erdal Üstündağ, katılımcıların sorularını yanıtladı. Panel oturumlarında dile getirilen talep ve öneriler değerlendirilmek üzere kayıt altına alındı.
Ortak Akıl Vurgusu
SÜR-KOOP ev sahipliğinde düzenlenen 11. Türkiye Balıkçılığının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı, kamu, sektör ve akademi arasında kurulan yapıcı diyalogla, balıkçılık politikalarına yön verecek önemli bir istişare platformu olarak değerlendirildi. Çalıştay boyunca yapılan değerlendirmelerde, balık stoklarının korunması, balıkçıların refahının artırılması ve sektörün gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılması ortak hedefler olarak öne çıktı.